top of page

RUHUN KANATLARINI SERBEST BIRAKMAK

  • cetinsarigul0303
  • 26 Oca
  • 3 dakikada okunur

Sevgili Okurlarım;

 Bu yazımda özellikle gençlerimizi ve çocuklarımızı, aile ve toplumdan koparan, dolayısı ile geleceğimizi yok etmek isteyen, basitçe zararlı alışkanlıklar diye tarif ettiğimiz “bağımlılık” konusunu ele alıp, pozitif (olumlu)  bağımlılıkları geliştirmenin önemini ele alacağım.

​  "Aslında hepimiz birer bağımlıyız; mesele, bizi aşağı çeken bir prangaya mı, yoksa göğe yükselten bir kanada mı bağlı olduğumuzdur."

​  "Bağımlılık" kelimesi, lügatimizde yıllardır karanlık bir köşeye hapsedildi. Gençlerimizi bu kelimenin soğuk nefesinden korumaya çalışırken, çoğu zaman insan doğasının en temel ihtiyacını gözden kaçırdık: Tutkuyla bağlanmak. İnsan ruhu boşluk kabul etmez; eğer siz orayı sevgiyle, üretimle veya bir amaçla doldurmazsanız, hayatın getirdiği rüzgarlar oraya tozlu ve zehirli alışkanlıklar biriktirir.

 Kötü bir alışkanlığı sadece "yasaklayarak" yok edemezsiniz. Doğa boşluk kabul etmez; Boşalan yer mutlaka dolmalıdır. O halde biz, negatif bağımlılıkların yerini; üretmenin, dijital dünyada yeni bir şeyler inşa etmenin ve bilginin o sonsuz ışığına bağlanmanın hazzıyla doldurmalıyız.

​  “Zorbalıkla değil, rehberlikle; “Bir İyilik BağıOluşturmalıyız.”

​ Gün geçmiyor ki televizyonlarda, sosyal medyada kadın cinayetleri veya çocuklara yönelik şiddet haberleriyle sarsılmayalım. Bu şiddet sarmalının temelinde, çocuk yaşlarda başlayan o "zorbalık" kültürü yatıyor. Ancak biz bu karanlığı sadece "zorbalık" diyerek, bu kelimeyi büyüterek yenemeyiz.

 Özellikle gençlerimiz için dijital dünyayı bir "vakit öldürme"alanı olmaktan çıkarıp, bir "yetkinlik geliştirme" sahasına dönüştürmek en büyük pozitif bağımlılık olacaktır. Ekranlara sadece bakmak yerine, o ekranların ardındaki dünyayı anlamaya, kodlamaya ve fayda üretmeye bağlanmak; geleceğin en büyük özgürlüğüdür.

Bugün kendimize bir iyilik yapalım. Sizi tüketen, ruhunuzu yoran, akşam başınızı yastığa koyduğunuzda size pişmanlık veren o yorgun alışkanlıklarınızdan birini bugünlük kenara itin. Onun yerine; sizi gülümseten, başkasına el uzatmanızı sağlayan, ruhunuzu besleyen o pozitif tutkuya sıkıca sarılın.

​ Gelin, okullarımızda ve sokaklarımızda "akran zorbalığı" kavramının yerine "Akran Rehberliğini" ve "Akran Eşliğini" koyalım. Gençlerin birbirini aşağı çekmesine değil, birbirinin elinden tutup yukarı taşımasına bağımlı olduğu bir dünya kurgulayalım. Gücün, bir başkasını ezmekte değil; bir başkasının eksiğini tamamlamakta, ona eşlik etmekte ve rehberlik etmekte saklı olduğunu yüksek sesle söyleyelim. En büyük bağımlılığımız, bir diğerinin yüzündeki güven duygusu olsun.

***

​ Pozitif Bağımlılığın Gücünü Yaygınlaştıralım.

​ Pozitif bağımlılık, enerjinizi emen değil, sizi her sabah yataktan bir "anlam" ile uyandıran şeydir. Bir düşünün; her gün düzenli olarak spor yapmanın vücutta yarattığı o zindelik hazzı, bir enstrümanın tellerinden çıkan o doğru notayı yakalamanın verdiği heyecan ya da her gün yeni bir şey öğrenmenin zihinde açtığı o parlak pencereler... Bunlar birer esaret değil, insanın kendi potansiyeline aşık olmasıdır.

​ Kötü bir alışkanlığı sadece "yasaklayarak" yok edemezsiniz. Doğanın kanunu bellidir: Boşalan yer mutlaka dolmalıdır. O halde biz, negatif bağımlılıkların yerini; üretmenin, dijital dünyada yeni bir şeyler inşa etmenin ve bilginin o sonsuz ışığına bağlanmanın hazzıyla doldurmalıyız.

​Sevgi En Dirençli Bağımız Olmalı.

​ Hayatımızın merkezine sevgiyi koyalım. Çünkü sevgi, bağımlılığın en saf ve en özgür halidir. Bir dosta sadakatle bağlanmak, bir aile ferdine şefkatle tutunmak veya bir hayalin peşinden inatla gitmek... Bu bağlar bizi kısıtlamaz, aksine bu hayatta yalnız olmadığımızı hatırlatarak bize güç verir. İnsan, sevdiği şeye bağlandıkça esaretinden değil, aidiyetinden güç alır.

​ “Ben Neye Bağımlıyım?” Sorusunu Kendimize Soralım

​ Ardından kendimize bir iyilik yapalım. Bizi tüketen, ruhumuzu yoran o yorgun alışkanlıklarımızdan birini kenara alarak bu işe başlayalım. Onun yerine; birine "akran rehberi" olun, birinin hayatına dokunun. Sizi gülümseten, başkasına el uzatmanızı sağlayan o pozitif tutkuya sıkıca sarılalım.

​ Bizler, bağlandığımız şeyler kadar güçlüyüz. Prangalarınızdan kurtulun ve sizi göğe yükseltecek olan o güzel bağları keşfedin. Hayat, sadece sevginin, dayanışmanın ve gelişimin o eşsiz bağıyla bağlanmak için yeterince kısa ve bir o kadar da kıymetli.

“ Hayatınıza Değer Katan Bir Bağımlı Olun”

Hayatı Engelsiz Sayın!

Kaynak Gazete 3

Yazar Öznur KIRMAN


 
 
 

Son Yazılar

Hepsini Gör
TAKDİR

Takdir ve irade “Şüphesiz Allah emrini yerine getirendir. Allah her şeye bir ölçü koymuştur.”Talak, 3 Allah Teâlâ’nın bir takdiri var. İnsanın erkek veya kadın olması seçimi değildir. Vücut hatlarında

 
 
 

Yorumlar


bottom of page